29 Mayıs 2010 Cumartesi

Tavrını koyabilmek hayata

Gelelim göçkekin şu çekim işine..Hep çekimserdim ve tedirgindim.Ama kendisi son derece doğru bi his olduğunu gösterdi içimdekinin.Ayak üstü taciz edilmek böyle birşey heralde.Evet belki mağazada nikon D90ı elime aldığımda içim geçmiş vücudumu ateş basmış olabilir.Bu derece aşkla bağlı olabilirim ama benim karakter ve kurallarımdan hiç mi hiç değerli değil.Her tutku bi yere kadar beni huzursuz ettiği yerde bütün isteklerim biter.Ruhumu satabilirim fotoğrafçılık için ama bedenimi asla.Yüreklendirende oldu bi dur düşün diyende..Ne korkaklık yapıp baştan yan çizdim ne çekim öncesi korkaklığıma yenik düştüm.Konuştum, sohbet ettim, ürktüm ve bitirdim.Ne işim var benim seninle darkroom çekiminde abi profesyonel model miyim ben? Bedenim beni ilgilendirir ve asla kullanma hakkı veremem kendi objektifim hariç.Sınırlarımı ben belirlerim sen değil.Ucuz sen beni çok çok yanlış anladın ayakları ise en midemi bulandırandır.O saatten sonra sen beni pişman etmek kararımı sallamak için istediğim kadar dil dök sana iyi geceler ve hoşçakaldır tek söyleyebilceğim hiç tereddüt etmem.Bi yandan şoka uğrattı ama bi yandan ben hala varmışım dedirtti bu olay.Büyük bi tecrübe kazandım evet ve çekimde kazancaklarımdan da özeldi.Öğrendim ki fotoğraf tutkusu yolunda gösterilen her kapıyı aralamıcam.Özellikle ruhum sıkıştığı noktada bırakıcam.Hiç üzülmüyorum fırsattı kaçırdım diye.Hatta bana sen bu kadar gericimiydin demiş olmanı komik bile buldum.Ulaştığım olgunluğa göre belirlerim sınırlarımı ve yok hayır vücudumu henüz fotoğraflatıcak kadar sanat duygum gelişmedi.Sen öyle bil neler kaybettiğimi söyle dur benim çok şey kazandım ayakta durabildiğimi öğrendim, dur diyebildiğimi.O sürekleniyor hissimin ardında elimde bi kazık var ve durmak istediğim anda en sağlam yere saplarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder