21 Mayıs 2010 Cuma

Böyle olduğumda mı gelir bahar?

"Paris aşkı

Akşam telaşıyla yürüyüş yapmak
Kulağıma takılan fransızca sözcükler
Zeynep casalini ve muhteşem sesi
Koşarken ayaklarımın yere değmemesi
Çimlerde dinlenmek
Toprak ve gece kokusu
Elimin elinin içinde olması istediği
Birlikte uyuma istediğinin aklımı ele geçirişi

Sabahlar düşün heyecandan uyutmayan
Bi kız düşün adını sessizce fısıldadıkça yerinde duramayan
Bi akıl düşün artık hiç bişe umrunda olmayan
Bi ruh düşün öldü diye düşünürken
baharın her tonunu yaşayan

Yok bu ben değilim ne yerimde durabiliyorum ne seni düşünebiliyorum.Düşündükçe istiyorum.Yok hiç bi engel tutamaz beni.Yaşıcam, yaşamazsam kendime ihanet ederim asıl.Ruhuma bahar geldi yaşıyorum.Serbest bıraktın ya beni seni bile aşar bu beni de aşar herşeyi aşar.Hissettiklerime bile aşık olabilirim.Ahh nasıl güzelmiş böyle hissetmek.Nasıl karanlıklara gömülmüşüm ben.Nasıl bi aydınlıkmışsın sen."



Yürüyüş yaparken konuşmaktan hiç hoşlanmam bunu illa susarak değilde tersleyerek mi anlatmalıyım? Çok konuşuyosunuz, boş konuşuyorsunuz.Sorular sorup karşılık sorusu almadan açıklama yapmanız yok mu? Deli ediyosunuz insanı.Bi de ondan başka kimsenin sesini duymak istemiyorum biri dünya üzerindeki tüm insanların sesini kısabilir mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder