Baba tarafından son derece baskıcı ve zorlayıcı bir islamla yetiştirilmeye çalışıldım ancak her yaz annemin ailesiyle geçirdiğim zamanlar, beni deistliğe farkında olmaksızın yaklaştırdı. Halamın aşıladığı okuma, dinleme, gözlemleme ve karar vermedin enine boyuna düşünme alışkanlıkları kişiliğimi oluşturduğu için din konusunda bulabildiğim her şeyi okudum. Daha deistliği bilmediğim zamanlarda bile aileme hep bunu anlatmaya çalıştım. Allahlarımızın farklı olduğunu hep bilincindeydim. Onlarınki yakan, despot, kinci, egoist ve ibadet etmezsen yüzüstü bırakıcak bir Allahtı. Oysa çocukluğumdan itibaren Allahtan hiç korkmadım. Anneme of dediğim için onlara göre beni yakacak olan Allah bana göre babacan bi tavırla bana gülüyordu. Ben ne zaman annemi sinirlendirsem mutlaka bi taraflarımı bir yerlere çarpar, keser ya da düşerim. Allahın sopası yok sözlerini duyarken, içimden kapının koluna geçen omzumun acısıyla tamam özür dilicem annemden diye düşünürdüm. Hışımla anneme kızmak için odamdan çıkarken kıyafetimin bi yeri mutlaka kapının kenarına takılır ve sinirimi unutup gülerek anneme anlatırım kızdığım şeyleri. İşte Allahla aramdaki ilişki böyle sevimli ve içten oldu.
Hal böyleyken islamın yüzü bana kızgın ateş gibi geldi ve hep kaçtım. Çok uzun yıllar önce vazgeçtim islam dinine mensup olmaktan ama tabii bunu kimse bilmiyordu. Sonraları insanları tanıdıkça aile içimde bile entrika ve çıkar ilişkisi döndüğünü farkedince insanın doğasında olan şüphe dalgası diğer kutsal kitaplar değiştirilebildiğine göre kuran neden değişmiş olmasın ki düşüncesini getirdi. Yunanlar çok zekiydi de araplar salak mıydı? Anasının gözüdür onlar da tabii. Sözde kitapta geçen hiç değişmemiş tek kitaptır ibaresi nasıl bi uyanıklığın ürünüydü merak ediyorum. Benim sevgi dolu Tanrım nasıl olurda taşa, güneşe tapanlar zamanındaki gibi kan akıtırsa bizi ve sahip olduklarımızı koruyacağımızı söyleyerek şart koşabilirdi ki? Asla inanmadığım Hz. İbrahim hikayesindeki gibi biricik kullarının birbirini öldürmesini emretmesi o kadar imkansız ki. Öldürmeyin diyen Tanrı nasıl olurda çocuğunu öldür der başka bir dinde? Kaç yaratıcı var? Hangisi böyle egoist olabilir? " Bana sevgini ve itaatini kanıtlamak için çocuğunu öldür!" diyebilir mi bize ruhundan üfleyen yaratıcı. Milyonlarca insana ruhundan üfleyen Allahın bizi sonsuzca seviyor olması lazım kendinden parçalar olduğumuz için.
İslam hurafe ve hikayelerinin ruhumda bıraktığı korku diğer dinlere sıcak bakmamı sağladı. Ama onların kitabı 1 değil 4tü. Eh en azından kimseyi kandırmıyorlardı. Dolayısıyla Allah benim için Tanrı oldu. İslamın dayatma ve cezalarından uzak, ölünce bizi sorgulayacak meleklerin 2ye 5 korkunç bir yaratık olması düşüncesiyle Allahı onlara bıraktım. Tanrının huzurlu yollarında yürümeye başladım. Tarih bilgilerine ve kitapların birleşiminde ortaya çıkan bilgilere gönülden inandım. Kitapları kabul ettim, ölümden sonrasını, melekleri, zaman zaman gönderilen elçileri, ve yaratıcıyı. Çok sevdiğim, 3 yıldır dersine girdiğim edebiyat öğretmenimin betimlediği gibi türbenin etrafında 7 defa deli danalar gibi koşmak ise gerçeklikten o kadar uzaktı ki :) Her yıl hacca gitmek için yapılan kampanyalar, unutulmuş çölllerin nerdeyse tek umudu ekmek kapısı olduğunu görmek ufkum genişledikçe nasıl bir döviz, rant sağladıklarını farketmek acınası geldi. Deistlik annemin korkutuğu gibi ateist olmamın aksine Tanrıya daha doğrudan ulaşmamı sağladı. Bütün bu kepazeliklerin, budalaların, kafalarının içindekininin de ruhlarındaki 6. hissin de farkında olmayan sürülerin arasında O'na kalabalıktan ayrılıp ulaşmış olmak kendime saygımı çoğalttı. Eminim ki yine çocukluğumdaki gibi bana gülümsüyor O'na ulaşmış olmamın memnuniyetiyle çünkü Tanrı beni ne zaman düşünse ben de onu düşünüyormuş gibi hissediyorum. O hep içimde, benimle demek ki beni hep düşünüyor, kolluyor.
Duaları "yakma, mal ver, cennetine al, vahlamak, tövbe" demekten öteye gidemeyenlerden farklı olarak "hep benimle ol, yolumu hep aydınlat karanlıkta bırakma, karşıma sevdiğin insanları çıkart" oldu dualarım.
Bunları yazarak düşüncelerimi toparladım çünkü bu günlerde ısrarla hayvanları kurban ederek ibadet ettiklerini, allahın onları günahlarından azad ettiklerini sananlar isyan ettiriyor. Çocuklara zorla izlettirdikleri, gözlerinden bi damla yaş akan hayvanların boyunlarının kesiminden sonra fışkıran kanın sesi ruhumu yaralıyor. Kemik kırarken yüzlerindeki alışmışlık korkutuyor. Neden mi katil oluyoruz, gayet açık aslında. Avrupadaki seri katiller neden mi çok, "öldürmeyeceksin ya da Tanrı seni seviyor, sen onun sevdiklerine zarar verdiğinde çok üzülecek ve sana küsecek" cümleleri kimsenin dilinde olmadığı için. Onlar dinsizlikten biz fazla dinlilikten işte, en nihayetinde insanlar bir türlü anlayamadıkları Tanrıdan daha anlaşılmazlar...
Malesef islamiyeti ve ALLAH'ı sana tanıtmamışlar sadece günahlar ve cezalarla seni terbiye edeceklerini sanmışlar,buda sende bir ön yargı oluşturmuş.yazında tüylerimi diken diken eden kelime haşa (allahlar) oldu. o kadar cahilsin ki ALLAH TEKTİR BİRDİR. Tanrılar çoktur.çoğul ekini tanrı için kullanabilirsin.ALLAH için kullanamazsın.bu sana dil dersi olsun.İnancına gelince gittiğin yol seni mutlu etmiyecek ve sürekli arayış içinde olacaksın.Sana şu anda ne dense anlatılsa 18 yaşında herşeyi herkesten daha iyi bildiğini düşünüyorsun.Umarım ilerleyen zamanda doğru insanlarla karşılaşırsın.sevgiler
YanıtlaSilHımm... Anlıyorum, tabii. İnanılan şey aynı ama onların kelimesi küçük harflerle "tanrı", seninki ise büyük harflerle "ALLAH" armutlardır zamanla olgunlaşan sayın her şeyi bilen. Düşünmekten bu kadar korkan akıllar yetiştirmeseler keşke, dillerdeki yapım eklerinden bu kadar korkan eller doğurmalar. İşte o zaman dünya çok daha güzel bir yer olucaktır. Arayışa gelince, bulduğumu kaybetmeye hiç niyetim yok koyun değilim ki sürüyle güdüleyim. Yaratan, yaratandır. Hepsi bu.
YanıtlaSil